23 Ocak 2024 Salı

Zaman, kalabalık yalnızlıklar zamanı...

 Dijital bir kalabalığın içinde, yapayalnız kaldık ve buna öyle alıştık ki eskiden nasıl olduğumuzun artık bir önemi yok... Derdim zamanın ruhundan şikayet ederek tatava yapmak değil. İnandıklarımızın bile şekil değiştirmesinden rahatsızım sadece. Değişime direnç de göstermiyorum. Sadece değişimin aynı zamanda gelişim olmasını umuyordum, olmadı... Hayal kırıklığımı yaşıyorum kendi başıma. 

'' Eskiden daha güzeldi...'' neden her neslin aynı fikirde olduğunu daha iyi anlıyorum artık. Eski bildiğimiz demek çünkü. İçine doğduğumuz dünya demek, alışkanlıklarımız, sevdiklerimiz demek. Yeni ise, bilinmez, alışılmadık, zorlayıcı bir kavram. Üstelik zaman dayanıklılığınızı, esnekliğinizi ve süratinizi gitgide azaltırken.

Bizim eski dünyamız artı neredeyse fantastik bir dünya... Aslında yeni nesil için belki de daha çok distopik desek daha doğru olur. Biz onların dünyasında iyi kötü idare edebiliyoruz. Ama onlar bizim dünyamızda bir gün bile hayatta kalamazlardı(!)...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benim çok değerli dostum Gökhan Semiz sayesinde tanıştığım müthiş bir destan... Hayatımda okuduğum en iyi bilim kurgu romanı olduğunu söyley...