31 Ocak 2024 Çarşamba


Benim çok değerli dostum Gökhan Semiz sayesinde tanıştığım müthiş bir destan...

Hayatımda okuduğum en iyi bilim kurgu romanı olduğunu söyleyebilirim. Kurgusal açıdan muazzam detaylara sahip bir hikayedir. Önce içine giremeyeceğinizi düşündürüp sizi korkutur, daha sonra içinden çıkmaktan korkarsınız. Hani bitmesin diye idareli okunan kitaplar vardır ya , işte onlardandır Dune serisi. 


 En İyi Roman Nebula Ödülü'nü kazandı. Dune serisinin ilk kitabıdır. 2003 yılında dünyanın en çok satan bilimkurgu romanı olarak gösterildi.

Dune, çeşitli soylu hanedanların gezegen tımarlarını kontrol ettiği feodal bir yıldızlararası toplumun ortasındaki uzak bir gelecekte geçmektedir. Roman, ailesi Arrakis gezegeninin yönetimini üstlenen genç Paul Atreides'in hikâyesini anlatmaktadır. Gezegen, yaşanılmaz ve seyrek nüfuslu bir çöl arazisi olsa da, yaşamı uzatan ve zihinsel yetenekleri geliştiren bir ilaç olan "melanj"ın ("bahar" veya "baharat" olarak da bilinir) tek kaynağıdır. Melanj, sadece ilacın sağladığı bir tür çok boyutlu farkındalık ve öngörü gerektiren uzay navigasyonu için de gereklidir.Melanj yalnızca Arrakis'te üretilebildiğinden, gezegenin kontrolü bu nedenle gıpta ile bakılan ama tehlikeli olan bir girişimdir. Hikâye, imparatorluğun fraksiyonları Arrakis'in ve baharın kontrolü için bir mücadelede karşı karşıya gelirken siyaset, din, ekoloji, teknoloji ve insan duygularının çok katmanlı etkileşimlerini araştırır.[7]

Herbert kitabın devamı niteliğinde beş roman yazdı: Dune MesihiDune ÇocuklarıDune Tanrı İmparatoruDune Sapkınları ve Dune Rahibeler Meclisi. Herbert'in 1986'daki ölümünün ardından, oğlu Brian Herbert ve yazar Kevin J. Anderson, 1999'dan bu yana bir düzineden fazla roman yazarak seriye devam etti.

Romanın sinemaya uyarlanması kötü anlamda nam salmış biçimde zor ve karmaşık oldu. 1970'lerde kült film yapımcısı Alejandro Jodorowsky romandan uyarlanan bir film yapmaya çalıştı. Geliştirmede yaklaşık üç yıl geçirdikten sonra, sürekli büyüyen bütçe nedeniyle proje iptal edildi. 1984 yılında yönetmenliğini David Lynch'in yaptığı bir film uyarlaması olumsuz tepkilerle karşılandı.Denis Villeneuve tarafından yönetilen Dune: Çöl Gezegeni adlı ikinci bir film uyarlaması 21 Ekim 2021 tarihinde gösterime girdi ve genellikle olumlu tepkiler aldı. Kitap ayrıca 2000 Sci-Fi Channel mini dizisi Frank Herbert's Dune'a ve 2003'teki devamı Frank Herbert's Children of Dune'a uyarlandı.Seri, Dune (1992), Dune II (1992) ve Warhammer 40,000 (1987) gibi çeşitli oyunlara da ilham kaynağı oldu.

2009'dan beri, Satürn'ün uydusu Titan'daki ovaların ve diğer özelliklerin gerçek hayattaki isimlendirilmesi için Dune romanlarındaki gezegenlerin isimleri benimsendi.


24 Ocak 2024 Çarşamba

Gölge ve Kemik... ve bizdeki durumlar

 Gölge ve Kemik... Nefis bir fantastik macera. Kitabı okumadım ama dizi başarılı. Katmanlı ancak yoracak kadar dallı budaklı değil. Fantastik edebiyat ve sinema ürünlerinin düştükleri bir hata olduğunu düşündüğüm konu... Yeni bir evren yaratmak adına kontrolden çıkan bir katmanlılık ve karmaşıklık karmaşası içinde kayboluyor hikayeler. Sonuç, üçüncü sayfasında sıkıldığım kitaplar. Sinema ya da dizi konusuysa daha da zavallı durumda. Yapılan işlerin hepsi arak... pardon alıntı ya da etkilenilmiş diyelim. İzleyicisini bu denli küçümseyen bir yapımcı ve yönetmen topluluğu, dünyanın başka bir yerinde varmıdır bilemiyorum. Yapmayın usta... artık yemez.

Fantastik türün bir alt kolu olan Korku klişeler üzerine kuruludur. Doğal olarak tekrara düşmek ya da farklı eserlerde aynı öğelere rastlamak şaşırtıcı olmaz. Kimse de bunu eleştirmez. Fazla klişelere yürürseniz okunmaz ya da izlenmez olur biter. Ancak, bu üretimi korku dalının dışındaki alanlarda üretiyorsanız kural şudur; ne kadar özgün ve hayret uyandırıcı, o kadar başarılı ve kabul gören... Üzgünüm... İmitasyon bu kulvarda yemez arkadaşlar, yemiyor... Üzgünüm(!)...

23 Ocak 2024 Salı

Zaman, kalabalık yalnızlıklar zamanı...

 Dijital bir kalabalığın içinde, yapayalnız kaldık ve buna öyle alıştık ki eskiden nasıl olduğumuzun artık bir önemi yok... Derdim zamanın ruhundan şikayet ederek tatava yapmak değil. İnandıklarımızın bile şekil değiştirmesinden rahatsızım sadece. Değişime direnç de göstermiyorum. Sadece değişimin aynı zamanda gelişim olmasını umuyordum, olmadı... Hayal kırıklığımı yaşıyorum kendi başıma. 

'' Eskiden daha güzeldi...'' neden her neslin aynı fikirde olduğunu daha iyi anlıyorum artık. Eski bildiğimiz demek çünkü. İçine doğduğumuz dünya demek, alışkanlıklarımız, sevdiklerimiz demek. Yeni ise, bilinmez, alışılmadık, zorlayıcı bir kavram. Üstelik zaman dayanıklılığınızı, esnekliğinizi ve süratinizi gitgide azaltırken.

Bizim eski dünyamız artı neredeyse fantastik bir dünya... Aslında yeni nesil için belki de daha çok distopik desek daha doğru olur. Biz onların dünyasında iyi kötü idare edebiliyoruz. Ama onlar bizim dünyamızda bir gün bile hayatta kalamazlardı(!)...

Benim çok değerli dostum Gökhan Semiz sayesinde tanıştığım müthiş bir destan... Hayatımda okuduğum en iyi bilim kurgu romanı olduğunu söyley...